Saç bakım ürünlerinde en sık karşılaşılan iki bileşen grubu SLS (Sodium Lauryl Sulfate) ve silikonlardır. Bu maddeler kısa vadede temizlik, parlaklık ve yumuşaklık hissi sağlasa da, uzun süreli ve düzenli kullanımlarda saç teli ve saç derisi fizyolojisini bozarak dolaylı saç dökülmesine zemin hazırlayabilir.
Bu etki ani değil; kümülatif (zamanla biriken) bir süreçtir.
SLS, güçlü bir anyonik yüzey aktif maddedir. Temel görevi yağı ve kiri hızlı şekilde çözmektir. Ancak bu güç, saç ve saç derisi için her zaman avantaj değildir.
Bilimsel olarak SLS’nin etkileri:
Robbins’in Chemical and Physical Behavior of Human Hair kitabında, SLS gibi sert sürfaktanların saç telinde protein kaybına ve kütikül hasarına yol açtığı açıkça belirtilmektedir.
Bu durum saç köklerini anajen (büyüme) fazından telogen (dinlenme) fazına daha hızlı geçirir. Bu da dökülmenin artmasına neden olur.
Silikonlar (Dimethicone, Cyclopentasiloxane, Amodimethicone vb.) saçı onarmaz. Saç telinin etrafını saran sentetik bir film tabakası oluşturarak:
Ancak silikonların büyük bölümü suda çözünmez ve düzenli kullanımda saç telinde ve saç derisinde birikim (build-up) yapar.
Bouillon ve Wilkinson’ın saç biyolojisi çalışmalarında, hidrofobik film oluşturan maddelerin saç telinin aktif madde emilimini ciddi biçimde azalttığı gösterilmiştir.
Asıl risk, bu iki bileşenin aynı rutin içinde birlikte kullanılmasıdır.
Bu döngü genellikle şöyle işler:
Sonuçta saç:
Bu bir kısır döngüdür.
Önemli bir ayrım yapılmalıdır:SLS ve silikonlar doğrudan saç dökmez.
Ancak şu mekanizmalarla dökülmeye zemin hazırlar:
Journal of Cosmetic Science’ta yayımlanan çalışmalarda, saç derisi üzerinde uzun süre kalan film tabakalarının foliküler fonksiyonları olumsuz etkileyebileceği vurgulanmaktadır.
Bu ürünleri kullanan birçok kişi şunu deneyimler:
Bu durum ürünün saçı iyileştirmesinden değil, hasarı geçici olarak gizlemesinden kaynaklanır.
SLS ve silikon içeren ürünler:
Bu nedenle uzun vadeli saç sağlığı için sert sülfatlar ve biriken silikonlar yerine,nazik temizleyiciler, bitkisel esterler ve yararlı aktifler içeren formüller tercih edilmelidir.